26 Mayıs 2008 Pazartesi

Kartondan da olsa Hermes'im olsun diyorsanız

Hermes yeni bir pazarlama stratejisi geliştirmiş. Sitelerine koydukları PDF dosyasını indirip yapılacakları adım adım takip ettiğiniz zaman kartondan da olsa Hermes sahibi oluyorsunuz. Bu stratejinin tam amacını anlayamadım ama bana zevkli ve farklı göründü.
İncelemek veya indirmek isterseniz buraya tıklayın.

Haber Kaynak

25 Mayıs 2008 Pazar

Krep

Dün uzun pazar kahvaltımız için krep yapayım dedim. Bir kaç tarif araştırdım farklı bir şeyler var mı acaba diye ama en pratik ve lezzetli olan annemin klasik krep tarifi gibime geldi. Gerçi benim ki biraz şekilsiz oldu :) Üzerine de köylü pazarından (ayrı bir yazı olarak daha sonra anlatacağım) aldığımız çökeleği ve ev yapımı çilek reçelini sürünce afiyetle yedim.

İşte tarifi (2 krep için):

  • 1 su bardağı un, 1 su bardağı şeker, 1 yumurtayı ve bir fiske tuzu karıştırma kabında pürüzsüz hale gelinceye kadar karıştırıyoruz.
  • Krep tavasını dibine az bir şey sıvı yap döküyoruz ve ısıtıyoruz.
  • Hazırladığımız krep harcını tavanın her yerine yayılacak şekilde döküyoruz ve arkalı önlü kızartıyoruz. İçine dilediğiniz her şeyi koyabilirsiniz.

Krep tavasını da ben Esse'den almıştım. Cem marka tavayı piuyasadakilerin çok altına 9,90 ytlye aldım. Size de tavsiye ederim.

23 Mayıs 2008 Cuma

Yankı Yazgan - Kalp Çarpar Beyin Böler

Çok severek ve çok beğenerek okuduğum Yankı Yazgan'ın "Kalp Çarpar Beyin Böler" kitabını gündelik hayatın psikolojisiyle, beynin nasıl çalıştığıyla ilgilenen ve hala çözülmemiş olan biyoloji ve psikoloji arasındaki köprüyü biraz daha düşünmek isteyenler için kesinlikle tavsiye ederim.

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki psikoloji kitabı olmasına rağmen dili inanılmaz derecede akıcı yani okuması çok rahat. Bir de bence kimi kitabın formatı okumayı gerçekten çok zorlaştırır. çok küçük, hiç ara verilmeden yazılmış kitaplar beni biraz yoruyor açıkçası ama aşağıdaki resimde de görebileceğiniz gibi bu kitapta satır araları var, harfler gayet rahat okunabilecek seviyede yazılmış ve sayfalar beyaz :). Bir de Yankı Yazgan'ın kitap aralarında yaptığı çizimler okumayı zevkli hale getiriyor.

Kitabın içeriğine gelecek olursak; kitap aslında 3 bölümden oluşuyor ama ben bir okur olarak iki bölüme ayırdım. Birinci bölümde daha çok beynin nasıl işlediğini, 2 ve 3. bölümlerde de beynin temel ilkelerini gündelik hayatın psikolojisi üzerine birleştiren denemelerden oluşuyor.

Benim deyimimle kitabın 2. bölümünden bir alıntı:

" Hep pozitif hissedersek, kurtulur muyuz? Kendimizi iyi hissetmek istemez miyiz? kim buna hayır, der? Özgür olmak istemez misiniz, demek gibi bir soru. Ancak, kötü hisler, o kadar da kötü değildir. İyi hissetmeyi kesintisiz "lay lay lom" diye anlıyorsanız, haberim kötü. "Sevelim, sevilelim" psikolojisinin, ne özel hayatta ne de iş hayatında, kişiyi ya da kişinin içinde olduğu kurumu geliştirici bir etkisi yoktur. İyisi ve kötüsü, hatta acısı ve tatlısı ile duygular, zihnimizin daha iyi işlemesine ve yaşantımızın gelişmesine katkıda bulunur. Kendinden her daim memnun olan kişiye sorarsanız, hayatındaki her şey yolunda gidiyordur. Eh, o zaman "hep böyle mi kalsak", diye düşünmemek için bir sebep var mı? Ancak değişim için herhangi bir ihtiyaç duymayı da aynı olumlu hissediş önler. Yerinde saymanın,değişime direnmenin en kestirme yolu, "iyi hissettirmek"ten geçer. Muhafazakarlığı körüklemek istiyorsanız üzüntüyü yok sayın, çalın oynayın. Herkes kendisini hep pozitif ve aşırı pozitif hissettiği ölçüde, olumsuzluklara tahammülü fazlasıyla artar, değişim yanlılarına hayretle "Ne istiyor bunlar?" diye hayretle bakmaya başlar. " [syf 211-212]

"Kalp Çarpar Beyin Böler" benim okuduğum ilk Yankı Yazgan kitabıydı ama bundan sonra aralıklarla diğer kitaplarını da okumak istiyorum. İşte diğer kitaplarının listesi (sırasını bilmediğim için kronolojik yazmıyorum):

Çocuğunuz sizden ne bekliyor? - Şule Yazgan, Yankı Yazgan
99 sayfada ergenlikten gençliğe - Yankı Yazgan
99 sayfada bebeklikten çocukluğa - Yankı Yazgan
Labirent yolculukları - Yankı Yazgan
Hiperaktif çocuk okulda - editör: Yankı Yazgan
Devlet baba tabiat ana - Yankı Yazgan
Maksat bilmece olsun - Yankı Yazgan
Düşe kalka büyümek - Yankı Yazgan

KadıncaBlog'da ilgili yazılar:

Samet Ağaoğlu / Arkadaşım Menderes

Jane Austen / Emma

22 Mayıs 2008 Perşembe

Flormar Oje Kurutucusu

Oje sürerken en sinir olduğum şey kurumasını beklemektir. Zaten her defasında da bir yerlere sürüp bozarım :) Geçenlerde parfümeriye gittiğimde Flormar'ın oje kurutucusunu (Flormar Quick Dry) gördüm. Pek umutlu olmadan denemek için aldım ama sonuçtan gerçekten çok memnun kaldım. Ojeyi sürüp üzerine de kurutucuyu sürünce 1 dakika içerisinde ojelerim kupkuru oldu :) Benim gibi bu dertten muzdarip olanlara tavsiye ederim :)
Flormar'ın sitesinde ürünle ilgili yazanlar;

"Ojedeki uçucu maddeleri çabucak buharlaştırarak, tırnaktaki ojenin hemen kurumasını sağlar. İçeriğindeki parfüm, tırnaklarda hoş bir koku bırakır."

Ama eğer kendi yöntemlerinizle kurutmak isterseniz size önerim ojenizi sürdükten sonra ya soğuk suyun altına tutun ya da buzlu suyun içine sokun. Daha çabuk kuruduğunu göreceksiniz.

KadıncaBlog'da ilgili yazılar:
Evde Nasıl Manükür Yapılır?
Evde Nasıl Pedikür Yapılır?

Not: Fotoğraf Alıntıdır

21 Mayıs 2008 Çarşamba

Breakfast At Tiffany's


Audrey Hepburn ve George Pepperd'ın unutulmaz filmi Breakfast at Tiffany's 'i izlememiş olanlarınız varsa kesinlikle tavsiye ederim. Tam bir romantik / komedi türü örneği olan filmi izlemek son derece keyifli. Audrey Hepburn'ün kıyafetlerine, takılarına ve makyajını dikkatle incelemenizi tavsiye ederim :)


Okumak isterseniz;
Wikipedia'da






KadıncaBlog'da ilgili yazı:
Screenshotlar buradan alıntıdır.

20 Mayıs 2008 Salı

Yazı Seviyorum Çünkü....



Yazı Seviyorum Çünkü;

  • Açık ayakkabılarımı, renkli t-shirtlerimi, elbiselerimi, beyaz pantalonlarımı giyebileceğim
  • Akşam üzeri deniz kenarına gidip dondurma yiyebileceğim
  • Sahilde yürüyüşlerimiz başlayacak
  • Haftada bir gün denize gitme alışkanlığımız devam edecek
  • Sağlıklı bir şekilde bronzlaşacağım
  • Hafif yiyecekler yiyeceğiz (börülceler, karpuzlar, peynirler vs.)
  • Semt pazarları bile renkleniyor sanki
  • Çocuklar etrafta koşturuyor, hep mutlu oluyorlar
  • Hava geç kararıyor
  • Daha az hastalık, daha çok neşe oluyor
  • Toprağa ayağımı basabileceğim
  • Yeni planlar yapacağız, yeni bir hayatın belki de ilk adımlarını atacağız, içim umutla dolu olacak...

Not: Fotoğrafı 2005 yılında Garipçe köyünde çekmiştim. Alıntı değildir...

19 Mayıs 2008 Pazartesi

Neye Varım Neye Yokum?!!

Sevgili Sinem ve Haydins'in başlattığı yeni mim'in konusu "hayatta var ve yok olunan 10 madde". Nazo'cum da verdiği güzel cevaplardan sonra beni mimlemiş;

VARIM:

  1. Sevgiye her zaman varım.
  2. Dürüstlüğe
  3. Dostluğa
  4. Gülümsemeye
  5. İhtiyacı olanlara karşılıksız yardım eli uzatmaya
  6. Sorumluluk sahibi olmaya
  7. Mücadele etmeye.
  8. Hayaller kurabilmeye. (Mesela şu aralar bahçe içindeki evimde havuza girip, çiçeklerimle ilgilenip, golden cinsi köpeğimle yürüyüşlere çıkıp, güzel bir kız annesi olacağım günlerin hayalini kuruyorum) :)
  9. Hobi edinmeye, bir şeyler yaratmaya, hayatta küçük veya büyük bir şekilde iz bırakmaya
  10. Bakımlı olmaya :)

Yokum:

  1. İki yüzlülüğe
  2. Kötü niyetli insanlara
  3. Dinlemeden, düşünmeden yargılamaya
  4. İnsanların benim üzerimden prim yapmaya çalışmalarına ve kendimi kullandırtmaya yokum.
  5. Sorumsuzluğa, tembelliğe ve boşvermişliğe
  6. Denizden uzak bir yerlerde yaşamaya
  7. Sırtını başkalarına dayamaya
  8. Olaylar karşısında tepkisiz kalmaya
  9. Saçımı kısacık kestirmeye
  10. Yakışmayacağını bile bile moda olan şeyleri giymeye.

Ben de çocuklaçocuk'u, Mediatasyon'u ve Enhar'ı mimliyorum...